1 Mayis 2008 Uzerine xurban’ın Görüşleri
Posted: May 5th, 2008 | Author: imam | Filed under: General | Tags: 1 Mayis, activism, iktidar, liberal, muhafazakar | No Comments »Sayın İlgili,
Türkiye sınırları içerisinde yaşayan ve/ya duruma dışarıdan bakan bizler için hal ve gidiş her geçen gün daha karanlık görünüyor. Alternatifsizliklerin içinde kendine bir şekilde politik duruş belirlemiş şuursuz kalabalıklar bir tarafta AKP’nin başını çektiği muhafazakar ve liberallerin şizofrenik işbirliğinden oluşan yönetime, diğer tarafta ise milliyetçi, devletçi ve ayrımcı politikaları destekleyen milliyetçi cephe (CHP-MHP) birlikteliğinin göstermelik polarizasyonuna endekslenmiş görünmekte.
Öncelikle belirtelim ki mesele bu kadar iki başlı değil ve memlekette olan bitene şöylece geriden baktığımızda gördüğümüz ve anladigimiz şu: Milliyetçi/liberal/muhafazakarların yekpare antidemokratik ataerkil ruhu, memleketteki ilerici demokratik özlemler üzerine karabasan gibi çökmüş ve bizlere sürekli bir çözümsüzlüğü ve kendi iç çekişmelerini kesintisiz/canlı yayınla sunarak dayatıyor.
Bahsedilen ruh o kadar güçlü ki, 2007 seçimlerinde kendilerine memleketin aydını rolünü biçmiş bir takım okumuş/yazmış gazeteci, akademisyen veya sanatçı, demokratik bir gelecek fikrinin savunucusu olarak gördükleri AKP’ye oy verdiler. Bunlar öyle Ertuğrul Özkök gibi sıradan medyanın maymunu değil, üniversitede profesör, gazetede köşe yazarı, mimar veya sanatçı olarak kendilerine alternatif bir üretim alanı belirlemiş, uzun dönemde ‘progresif’ üretim yaptığını ileri süren ‘elit’ İstanbullu kesim! Bizce tehlikeli olan tam da bu, yani kültürel üretimin liberalizme komple entegrasyonu!
Son dönemlerde yaşananlara baktığımızda liboşlara, milliyetçilere ve dincilere karşı olan tiksintimiz her geçen gün daha da artıyor. Savaşın/şiddetin hükmünün sürdüğü, kanın toprağa sinmiş olduğu, herhangi bir gerçek alternatif demokratik çabanın hunharca, alçakça bastırıldığı, üniversite öğrencilerinin, işçilerin coplandığı, ırza geçmelerin gazete başlıklarıyla kanıksatıldığı bir ortamda AKP iktidarının yalancı başarısının, sadece pazar ekonomisi ideolojisini hayatın her alanına sokması olduğunu görüyoruz. Pazar ekonomisi toplumun hayat damarlarını büzmüş ve bize, yavşak bir satıcı gülümsemesiyle, tek gerçeğin kendisi olduğunu söyleyip duruyor. Para oynatıcısı sermayedar veya muhafazakar patron ise bu gerçekliğin tek sahibi olarak her fırsatta ileri geri demeç veriyor (bkz. tüsiad, müsiad). İslami görüş ise bu yalancı ahlak anlayışının örtüsü olarak krismıs paketi görevi görüyor (bkz. Bush).
Bu çerçevede 1 Mayıs 2008′de olanlar türk polisinin veya düzeysiz türk valisinin münferit sapıtması değil, AKP iktidarının sistematik doldur boşalt provokasyonu, mevzuların şiddet yoluyla örtbas edilmeye çalışılması, hayatın, kamusal alanın devlet tarafindan mutlak kolonizasyonudur.
Peki, bu söylemsel ve fiili egemenlik karşısında durmak imkansız mı? İşimiz çok zor! Görünen o ki memleketin entellektüel kanalları, kültürel üretim merkezleri, liboşlar/muhafazakarlar tarafından denetim altında tutulmakta. Ancak bu bizlerin yeniyi arzulama ve üretme istencini kırmaya yeterli değil: herşeye rağmen geleceği kurabilme fikri bizi muktedir kılıyor. Bizce Türkiye toplumu gibi basireti bağlanmış bir topluluğu açmanın çözümü, sürekli deneyerek, araştırarak, paylaşarak mümkün.
Aslinda tam da bu nedenledir ki bu liboş/milliyetçi/dinci çoğunluk, özgürlükçü-solcu azınlıktan bu kadar çok korkuyor, türk polisini üzerine vahşice salıyor. Ancak bizce problem bu alçaklardan dayak yemek, pullanip, biberlenmek değil, bizce asıl tehlike gecen secimlerde heyecanla AKP desteklerini aciklamis iktidar bagimlisi entellerin sazı eline alıp bizler adına konuşmaya başlaması…
İşe öncelikle bu liboş maymunları deplasmanda yenerek, onları hiçe sayarak, yani gazetelerini okumayarak, televizyonlarını, filmlerini seyretmeyerek başlayabiliriz…
Saygılarımızla,
xurban_collective
2 Mayis 2008